Kasım 20 2008 22:44:58
Ana Menü
En Son İncelemeler
· Zurbahan Dağı

Hekimhan Köyleri
Akmağara
Aksütlü
Aşağı Sazlıca
Bahçedamı
Ballıkaya
Basak
Başkavak
Başkınık
Beykent
Boğazgören
Çanakpınar
Çimenlik
Çulhalı
Davulku
Delihasanyurdu
Dereköy
Deveci
Dikenli
Dikili
Dumlu
Dursunlu
Güvenç
Güzelyayla
Hacılar
Haydaroğlu
Işıklı
İğdir
Karaçayır
Karaköçek
Karapınar
Karslar
Kavacık
Kozdere
Köylüköyü
Mollaibrahim
Salıcık
Saraylı
Sarıkız
Söğüt
Taşoluk
Uğurlu
Yağca
Yayladamı
Yeşilkale
Yeşilköy
Yeşilpınar
Yukarı Sazlıca
Yukarı Selimli

www.zurbahan.com
Biliyormusunuz?
Biliyormusunuz? Ünlü besteci Beethoven'in son bestesini, sağır olarak yaptığını...

Paris'teki Versailles Sarayı'nın 1300 odası olduğunu ve hiç tuvaletinin olmadığını...

Bir çift sineğin sadece nisan-mayıs aylarında bıraktıkları yumurtaların tamamından sinek çıksa idi, dünyayı 14 metre kalınlığında bir sinek tabakası kaplayacağını...

Eyfel kulesinin yapımında toplam 6400 ton ağırlığında 18.100 adet demir parçası kullanıldığını...

Süleymaniye camiinin 4 minaresi olmasının sebebinin, Kanuni'nin İstanbul'un fethinden sonraki dördüncü padişah; bu dört minaredeki on şerefenin de Osmanlının onuncu padişahı olduğunun bir işareti anlamına geldiğini...

Bir insandaki toplam damar uzunluğunun 150 bin km. ve dünya ile güneş arasındaki mesafenin de 150 milyon km. olduğunu...

Osmanlı sultanlarının ve bazı alimlerin başlarındaki kavukların, kefenlerinden oluştuğunu, sık sık ölümü hatırlayıp ona göre karar verdiklerini, ayrıca öldükleri zaman hemen başlarındaki kefenle defnedildiklerini...

Bir futbolcunun topa her kafa vuruşunda, beyninden 1000(bin) hücrenin öldüğünü...

Ortalama bir insanda 30.000-100.000 adet saç olduğunu, hergün yaklaşık 100 tanesinin döküldüğünü...

İnsan vücudunun her 7 yılda -ölen hücrelerin yerine yenisi gelerek- tamamen yenilendiğini...

Amerikan halkının %60'ının ülkelerini, dünya haritasında bulamadıklarını...

0(sıfır)'ı müslümanların bulduğunu...v Dünyaya her yıl düşen yağış miktarının eşit olduğunu...

Beşiktaş kulübünün kuruluşundaki Kırmızı-Beyaz renklerinin, Balkan savaşındaki mağlubiyetten sonra Siyah-Beyaz olarak değiştirildiğini...

Galatasaray kulübünden, yıllar önce bir grubun ayrılıp 'Güneşspor' u kurduğunu...

Fenerbahçe Kulübünün ilk adının 'Siyah Çoraplılar' olduğunu...

İbni Sina'nın göz ameliyatı yaptığını...

* Çocuklar baharda daha fazla büyüyor.

* Ödemeli telefon konuşmalarının çoğu babalar gününde ediliyor.

* Ortalama bir pire, kendi büyüklüğünün 150 katı yüksekliğe zıplayabiliyor.

* Bu oranı tutturmak için bir insanin yaklaşık 30 metre zıplaması gerekli.

* Eğer barbie gerçekten yasasaydı vücut ölçüleri 97-72 82 cm olacaktı.

* İnsanlar vücutlarında 300 adet kemikle doğuyorlar ama yetişkin olduklarında bu sayı 206 ya düşüyor.

* Her dört Amerikalıdan biri mutlaka televizyonda görünüyor.

* Uyurken, televizyon seyrederken yaktığımızdan daha fazla kalori harcıyoruz.

* Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.

* Sarışınların esmerlere göre daha fazla saçı vardır.

* Kadınlar erkeklere oranla iki kat fazla göz kırpar.

* İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.

* Gözleri açık tutarak hapşırmak imkansızdır.

* İnsanlar beyinlerinin sadece %10'unu kullanırlar.

* Filler zıplayamayan tek memelidir.

* Elektrikli sandalye bir dişçi tarafından icat edilmiştir.

* Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir köpeğinki kadar gelişmiştir.

* Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir.

* Atların insanlardan 18 tane fazla kemiği vardır.

* Fareler kusamaz.

* Tom Sawyer daktiloda yazılan ilk romandır.

* Kediler ültrason seslerini duyarlar.

* Zürafaların ses telleri yoktur.

* Sadece insanlar ve yunuslar zevk için cinsel ilişkide bulunurlar.

* İngiltere'deki bütün kuğular kraliçenin malıdır.

* Kutup ayıları solaktır.

* Bir karınca kendi ağırlığının elli kati ağırlığı kaldırabilir.

* Timsahlar dillerini dışarı çıkaramazlar.

* Penguen yüzebilen ama uçamayan tek kuştur.

* Zürafa 35 cm uzunlukta siyah bir dile sahiptir.

* Yunuslar bir gözleri açık uyurlar.

* Kangurular geri geri yürüyemezler.

* Zebralar beyaz üzerine siyah çizgilidir.

* Dünyanın bir numaralı domuz üreticisi ve tüketicisi Çinliler.

* Sineklerin beş gözü vardır.

* Baykuş mavi rengi görebilen tek kuştur

* Mexico City her sene 25 cm kadar batıyor.

* Buckingham sarayı'nda 602 oda bulunuyor.

* Yeni Zelanda, dünyadaki her türlü iklimin yaşandığı tek ülke.

* Peru 'da hiç umumi tuvalet yoktur.

* Hitler ve Napolyon'un tek testisleri vardı.

* Newton, yer çekimi kanununu fark ettiği zaman 23 yaşındaydı.

* Dünyada insan başına düşen karınca sayısı bir milyon.

* Bir big mac hamburgerin ekmeğinde ortalama 178 adet susam bulunuyor.

* Bugüne kadar bilinen en ağır böbrek taşı 1.36 kg.

* Dünyanın en hızlı büyüyen bitkisi bambu, bir günde 90 cm kadar uzuyor.

* Ortalama bir buzdağının ağırlığı 20 milyon ton.

* 18 şubat 1979 yılında sahra çölüne kar yağmıştı.

* Dünyanın en büyük şeker ihracatçısı Küba'dır.

* Eskimo dilinde kar yağışlarının farklarını tarif etmek için kullanılan yirmiden fazla sözcük vardır.

* En yakın oldukları noktada, Rusya ve Amerika'nın birbirlerine uzaklıkları dört km 'den daha azdır.

* Central park'ta yüzmek yasalara aykırıdır.

* Kirli kar, temiz kardan daha kolay erir.

* New York bir zamanlar Amsterdam'dı.

* Virginia Woolf kitaplarının çoğunu ayakta yazmıştır.

* Pablo Picasso, parasızlık çektiği gençlik günlerinde yaptığı resimleri yakarak ısınırdı.

* Suudi Arabistan'da hiç ırmak yoktur.

* Monako'nun ulusal orkestrası ordusundan daha geniş bir kadroya sahiptir.

* Sığırların dört tane midesi vardır.

* Zürafalar yüzemez.

* Sperm insan vücudundaki en küçük hücredir.

* Ortalama olarak, Amerika'da günde üç adet cinsiyet değiştirme operasyonu gerçekleşmektedir.

* İnsan beyninin % 80'i sudur.

* Victoria zamanında, kadınlar göğüslerini büyütmek için çilek banyosu yaparlardı

* Amerika'da her saat 40 kişi kanserden hayatını kaybediyor.

* Bir kromozom bir genden daha büyüktür.

* İleri doğru bir adım atıldığında, insan vücudundaki 54 kas çalışır.

* İnsan beyninin ortalama ağırlığı 1.3kg.

* Birinin yüzünü hatırlamak için beynin sağ tarafı kullanılır.

* Yetişkin bir insan günde ortalama olarak 23 bin kez nefes alır.

* Kaşları yukarı kaldırmak için 30 kası harekete geçirmek gerekiyor.

* Erkekler kadınlara göre on kat daha fazla renk körü oluyorlar.

* Döllenmeden doğuma kadar bir bebeğin ağırlığı beş, milyon kat artıyor.

* Sadece bir tane kovboy filmi kadın yönetmen tarafından çekilmiştir

Hoş Geldiniz
ZURBAHAN ;
Malatya - Hekimhan yöresindeki Ayrancı Dağlarının 2.004 metre yüksekliğindeki en yüksek tepesidir. Tüm ilçenin üzerinde, günün her saatinde farklı renklerle bir anıt gibi yükselen bu dağa, eskiden zorbehan ve zorbahan da denilirmiş. Aynı dağdan, cahit uçuk da hekimhan'da kaldığı günlerini anlattıgı silsilename 1' de; " insanları, soylu geçmişi, minareli sirin camisi, kubbeli kızlar çarsı hamamı ve bir de zengin kütüphanesiyle ünlü bu selcuklu kasabası, törelerini onurlu bir bicimde sürdürürken, kasabanın az ilerisinde, denizden 2000 metre yükseklikte bulunan tepesi karlı, etekleri yesil zorbahan dagı, hekimhan kasabasına tepeden bakan, onurlu bir büyük kardeştir sanki. " diyerek bahseder.
www.zurbahan.com
Duyurular
LÜTFEN ÜYE OLUNUZ!! [Kasım 19 2008 15:48:00] 
ZURBAHAN FORUM AÇILDI [Kasım 11 2008 00:59:00]
En Son Aktif Forum Başlıkları
  Başlık En Son Mesaj Gösterim Cevaplar
Geyik Odası Gelecekte kimlik nolarımız ne işe yar...  (»)
zurbahan
2 Gün Önce 03:28 ÖS
Bugün 10:50 ÖS
by Gulyuz
9 1
Geyik Odası Msn ZincirLi MesajLar:)  (»)
zurbahan
2 Gün Önce 03:31 ÖS
Bugün 10:48 ÖS
by Gulyuz
10 1
Fıkra normal insan..  (»)
zurbahan
2 Gün Önce 03:11 ÖS
2 Gün Önce 05:21 ÖS
by MeCaz
12 1
Geyik Odası İlginç ve komik cevaplar!  (»)
zurbahan
2 Gün Önce 03:20 ÖS
2 Gün Önce 03:20 ÖS
by zurbahan
5 0
Geyik Odası Öğretmen Öğrenci Diyalogları  (»)
zurbahan
2 Gün Önce 03:19 ÖS
2 Gün Önce 03:19 ÖS
by zurbahan
3 0
Yeni Haberler
Eklenme Tarihi Haber Kategorisi Haber Başlığı Haberi Ekleyen
1959 yılında Eskişehir Kırka' da Bor madenlerini bulan Türk mühendis durumu MTA ve hükümetten saklayarak özel kişi ve kuruluşlara bildirir. Yabancı şirketler ,Türk işbirlikçileri ile bor madenlerimizin işletme hakkını elde etmeye çalışırlar ancak beceremezler.. 1971 yılında sahada faaliyet gösterenlere ait maden ruhsatları iptal edilir ve Etibank’a devredilir. Bor madenleri 1978 de devletleşir. Ve bor serüvenimiz böylece başlar.. --->> YAZININ DEVAMI İÇİN ALTTAKİ DEVAMI YAZAN YERE TIKLAYINIZ...
SESLENİŞ
Uğur Mumcu

Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık.

Babamız sırtında yük taşıyarak

getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.

Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken,

bizler bir mumun ışığında bitirirdik kitaplarımızı.

Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini,

yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.



Ecelsiz öldürüldük.



Dövüldük,

vurulduk,

asıldık.



Vurulduk

ey halkım,

unutma bizi...



Yoksulluğun bükemediği bileklerimize

çelik kelepçeler takıldı.

İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez.

İsteseydik, diplomalarımızı,

mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık.

Mimardık,

mühendistik,

doktorduk,

avukattık.

Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu.







Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı.



Yaşamımızın en güzel yıllarını,



birer taze çiçek gibi verdik topluma.



Bizleri yok etmek istediler hep.



Öldürüldük



ey halkım,



unutma bizi...







Fidan gibi genç kızlardık.



Hayat, şakırdayan bir şelale gibi



akardı gözbebeklerimizden.



Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında,



işkencecilerin acımasız ellerine terk edildik.



Direndik küçücük yüreğimizle,



direndik genç kızlık gururumuzla.







Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi,



taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven gibi.



Utanmadılar insanlıklarından,



utanmadılar erkekliklerinden.



Hücrelere atıldık



ey halkım, unutma bizi...







Gelinliklerimizin ütüsü bozulmamıştı daha.



Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın



taptaze duygularına,



birer mezar taşı gibi savrulduk.



Vicdan sustu.



Hukuk sustu.



İnsanlık sustu.



Göz göre göre öldürüldük



ey halkım, unutma bizi...







Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi



dolaşıyordu derilerimizde.



Uydurma davalarla kapattılar hücrelere.



Hastaydık.



Yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki.



Bir buçuk yaşındaki kızlarımızı



öksüz bırakmazdık.



Önce kolumuzu,omuz başından keserek



yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak



fırlattık attık önlerine.



Sonra da otuz iki yaşında



bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.



Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...







Ölümcül hastaydık.



Bağırsaklarımız düğümlenmişti.



Hipokrat yemini etmiş



doktor kimlikli işkencecilerin elinde



öldürüldük acımaksızın.





Giresun'daki yoksul köylüler, sizin için öldük.



Ege'deki tütün işçileri, sizin için öldük.



Doğu'daki topraksız köylüler, sizin için öldük.



İstanbul'daki, Ankara'daki işçiler,



sizin için öldük.



Adana'da, paramparça elleriyle,



ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük.



Vurulduk, asıldık,



öldürüldük ey halkım, unutma bizi...







Bağımsızlık,



Mustafa Kemal' den armağandı bize.



Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen



ülkemizin bağımsızlığı için



kan döktük sokaklara.







Mezar taşlarımıza basa basa,



devleti yönetenler,



gizli emirlerle başlarımızı ezmek,



kanlarımızı emmek istediler.



“Amerikan üsleri kaldırılsın” dedik,



sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.



Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde



ey halkım, unutma bizi...







Yabancı petrol şirketlerine karşı



devletimizi savunduk; komünist dediler.



Ülkemiz bağımsız değil dedik;



kelepçeyle geldiler üstümüze.





Kurtuluş Savaşı'nda emperyalizme karşı



dalgalandırdığımız bayrağımızı



daha da dik tutabilmekti bütün çabamız.



Bir kez dinlemediler bizi.



Bir kez anlamak istemediler.



Vurulduk ey halkım,



unutma bizi...







Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık.



Bir kadın eline değmemişti ellerimiz.



Bir sevgiliden mektup bile alamamıştık daha.



Bir gece sabaha karşı,



pranga vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla



çıkarıldık idam sehpalarına.



Herkes tanıktır ki korkmadık.



İçimiz titremedi hiç.



Mezar toprağı gibi taptaze,



mezar taşı gibi



dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere.



Asıldık ey halkım, unutma bizi...





Bizi öldürenler,



bizi asanlar,



bizi sokak ortasında vuranlar,



ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar.



ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı



ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere.



öfkelerini bir gün bile



karşısındakilere bağırmamış insanların



gözleri önünde öldürüldük.





Hukuk adına,



özgürlük adına,



demokrasi adına,



batı uygarlığı adına,



bizleri, bir şafak vakti ipe çektiler.



Korkmadan öldük



ey halkım, unutma bizi...







Bir gün mezarlarımızda güller açacak



ey halkım, unutma bizi...



Bir gün sesimiz,



hepinizin kulaklarında yankılanacak



ey halkım, unutma bizi.







Cumhuriyet gazetesi 25.08.1975

Değerli Hekimhanlılar Bilim ve teknolojideki hızlı gelişmeler ve bunların sonucu sosyo-ekonomik, siyasal ve kültürel değişimler nedeniyle eğitim, gelişmiş toplumlarda olduğu gibi ülkemizde de üzerinde en çok durmamız gereken konudur. Zira eğitim; gelişmiş toplum olmanın, bilgi çağını yakalamanın ve sosyo- ekonomik gelişmeyi sağlamanın en önemli aracıdır. Yarınlarımızı kendilerine emanet edeceğimiz gençlerimizin üretken, nitelikli, dünü bugünle, bugünü de yarınla içiçe ve müşterek değerlendirebilecek, çağını idrak etmiş nesiller olarak yetiştirilmesi için; kamu görevlileri olarak bizlerin, siyasetçilerimizin , eğitimcilerimizin, sivil toplum örgütlerimizin, velilerimizin kısacası tüm toplumumuzun eğitim konusunu sahiplenmesi gerekmektedir,zira ‘’eğitim devletin tek başına altından kalkabileceği bir alan değildir.’’ Bu bağlamda Hekimhan’da daha nitelikli ve başarılı gençler yetiştirebilmek için neler yapabileceğimiz, eğitim kurumlarımızın fiziki şartlarını nasıl iyileştirebileceğimiz konuları, 11 temmuz 2008 tarihinde düzenlediğimiz ‘’hekimhan platformu’’ ve sonrasında İnönü Üniversitesi rektörü prof.dr Cemil Çelik, Fransa Rouen Üniversitesi rektörü Cafer Özkul , belediye başkanlarımız ve bazı Hekimhanlı hemşehrilerimizle gerçekleştirdiğimiz toplantıda etraflıca tartışılmış ve kaymakamlığımız öncülüğünde ‘’Hekimhan eğitime destekkampanyası’’nın başlatılması kararlaştırılmıştır. ‘’Hekimhan eğitime destek kampanyası’’nın amacı; — öğrencilerimize eğitim ve öğretim hizmetlerinin en iyi şekilde sunulabileceği fiziki şartları sağlamak, - kamu imkânlarıyla temininde güçlük çekilen modern eğitim materyallerini öğretmen ve öğrencilerimizin hizmetine sunmak, - ihtiyaç sahibi öğrencilerimizin eğitim giderlerine katkı sağlamak, — özellikle köylerimizde görev yapan öğretmenlerimizin barınma problemini çözmektir. Projenin hayata geçirilmesinde uygulanacak yöntem ise; kaymakamlığımızca proje kapsamında eğitim kurumlarımızın ihtiyaçlarının tespiti amacıyla oluşturulan ekipler en kısa zamanda tüm eğitim kurumlarımızın ihtiyaçlarını yerinde tespit edecek,tespitlerini fotoğraflayacak ve ihtiyaçların yaklaşık maliyeti çıkarılacaktır. Bu tespitler Kaymakamlığımızın internet portalında (www.hekimhan.gov.tr) yayınlanacak ve kampanya kapsamında yardımda bulunmak isteyen kişiler hangi okulun neye ihtiyacı olduğunu ve bu ihtiyacın hangi maliyetle karşılanabileceğini inceleyebileceklerdir. Tespit edilen ihtiyaçlarla ilgili yardımda bulunmak isteyenler söz konusu ihtiyacı bizzat( ayni olarak) karşılayabileceği gibi, Kaymaklığımız köylere hizmet götürme birliğinin kampanya hesabına da aktarabileceklerdir. Yapılan yardımlar sonucu neler yapıldığı ve işlerin maliyeti Kaymakamlığımızın internet portalında yayınlanacak, kamuoyunun bilgilendirilmesi sağlanacaktır. Kampanya kapsamında yapılan ayni ve nakdi yardımların tamamı eğitime % 100 destek kampanyası kapsamında vergi mükelleflerince gider olarak gösterilebilecektir. Büyük Önder Atatürk’ün, “En mühim ve feyizli vazifelerimiz, millî eğitim işleridir. Millî eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin hakiki kurtuluşu ancak bu suretle olur.” sözlerinin ışığı altında eğitim sorunlarımızın çözümü noktasında bizlere katkı sağlayacaklarından emin olduğumuz tüm Hekimhanlılara şimdiden teşekkür ediyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Ramazan Fani Hekimhan Kaymakamı
HABER



GEÇTİMİ ŞİMDİ BOR'UN PAZARI?
1959 yılında Eskişehir Kırka' da Bor madenlerini bulan Türk mühendis durumu MTA ve hükümetten saklayarak özel kişi ve kuruluşlara bildirir.

Yabancı şirketler ,Türk işbirlikçileri ile bor madenlerimizin işletme hakkını elde etmeye çalışırlar ancak beceremezler..
1971 yılında sahada faaliyet gösterenlere ait maden ruhsatları iptal edilir ve Etibank’a devredilir.
Bor madenleri 1978 de devletleşir.
Ve bor serüvenimiz böylece başlar..

--->>

YAZININ DEVAMI İÇİN ALTTAKİ DEVAMI YAZAN YERE TIKLAYINIZ...
UNUTMA HALKIM!!
SESLENİŞ


Uğur Mumcu




Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık.


Babamız sırtında yük taşıyarak


getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.


Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken,


bizler bir mumun ışığında bitirirdik kitaplarımızı.


Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini,


yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.






Ecelsiz öldürüldük.





Dövüldük,


vurulduk,


asıldık.





Vurulduk


ey halkım,


unutma bizi...





Yoksulluğun bükemediği bileklerimize


çelik kelepçeler takıldı.


İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez.


İsteseydik, diplomalarımızı,


mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık.


Mimardık,


mühendistik,


doktorduk,


avukattık.


Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu.











Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı.





Yaşamımızın en güzel yıllarını,





birer taze çiçek gibi verdik topluma.





Bizleri yok etmek istediler hep.





Öldürüldük





ey halkım,





unutma bizi...











Fidan gibi genç kızlardık.





Hayat, şakırdayan bir şelale gibi





akardı gözbebeklerimizden.





Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında,





işkencecilerin acımasız ellerine terk edildik.





Direndik küçücük yüreğimizle,





direndik genç kızlık gururumuzla.











Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi,





taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven gibi.





Utanmadılar insanlıklarından,





utanmadılar erkekliklerinden.





Hücrelere atıldık





ey halkım, unutma bizi...











Gelinliklerimizin ütüsü bozulmamıştı daha.





Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın





taptaze duygularına,





birer mezar taşı gibi savrulduk.





Vicdan sustu.





Hukuk sustu.





İnsanlık sustu.





Göz göre göre öldürüldük





ey halkım, unutma bizi...











Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi





dolaşıyordu derilerimizde.





Uydurma davalarla kapattılar hücrelere.





Hastaydık.





Yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki.





Bir buçuk yaşındaki kızlarımızı





öksüz bırakmazdık.





Önce kolumuzu,omuz başından keserek





yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak





fırlattık attık önlerine.





Sonra da otuz iki yaşında





bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.





Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...











Ölümcül hastaydık.





Bağırsaklarımız düğümlenmişti.





Hipokrat yemini etmiş





doktor kimlikli işkencecilerin elinde





öldürüldük acımaksızın.








Giresun'daki yoksul köylüler, sizin için öldük.





Ege'deki tütün işçileri, sizin için öldük.





Doğu'daki topraksız köylüler, sizin için öldük.





İstanbul'daki, Ankara'daki işçiler,





sizin için öldük.





Adana'da, paramparça elleriyle,





ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük.





Vurulduk, asıldık,





öldürüldük ey halkım, unutma bizi...











Bağımsızlık,





Mustafa Kemal' den armağandı bize.





Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen





ülkemizin bağımsızlığı için





kan döktük sokaklara.











Mezar taşlarımıza basa basa,





devleti yönetenler,





gizli emirlerle başlarımızı ezmek,





kanlarımızı emmek istediler.





“Amerikan üsleri kaldırılsın” dedik,





sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.





Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde





ey halkım, unutma bizi...











Yabancı petrol şirketlerine karşı





devletimizi savunduk; komünist dediler.





Ülkemiz bağımsız değil dedik;





kelepçeyle geldiler üstümüze.








Kurtuluş Savaşı'nda emperyalizme karşı





dalgalandırdığımız bayrağımızı





daha da dik tutabilmekti bütün çabamız.





Bir kez dinlemediler bizi.





Bir kez anlamak istemediler.





Vurulduk ey halkım,





unutma bizi...











Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık.





Bir kadın eline değmemişti ellerimiz.





Bir sevgiliden mektup bile alamamıştık daha.





Bir gece sabaha karşı,





pranga vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla





çıkarıldık idam sehpalarına.





Herkes tanıktır ki korkmadık.





İçimiz titremedi hiç.





Mezar toprağı gibi taptaze,





mezar taşı gibi





dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere.





Asıldık ey halkım, unutma bizi...








Bizi öldürenler,





bizi asanlar,





bizi sokak ortasında vuranlar,





ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar.





ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı





ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere.





öfkelerini bir gün bile





karşısındakilere bağırmamış insanların





gözleri önünde öldürüldük.








Hukuk adına,





özgürlük adına,





demokrasi adına,





batı uygarlığı adına,





bizleri, bir şafak vakti ipe çektiler.





Korkmadan öldük





ey halkım, unutma bizi...











Bir gün mezarlarımızda güller açacak





ey halkım, unutma bizi...





Bir gün sesimiz,





hepinizin kulaklarında yankılanacak





ey halkım, unutma bizi.











Cumhuriyet gazetesi 25.08.1975





Üye Girişi
Kullanıcı Adı

Parola



Henüz Üye Değil Misiniz?
Buraya Tıklayarak Üye Olabilirsiniz.

Parolanızı Mı Unuttunuz?
Buraya Tıklayın
Çevrimiçi Kullanıcılar
· Çevrimiçi Ziyaretçiler: 2

· Çevrimiçi Üyeler: 0

· Toplam Üye Sayısı: 11
· En Yeni Üye: leyla_44
Son 24 Saatte Siteye Girenler
Gulyuz, leyla_44, zurbahan
©
Anket
Sitemizi Nasıl Buldunuz?







Oy vermek için üye olmanız gerekmektedir.
Siteyi Değerlendirin
Toplam site Değerlendirmesi


Siteyi oylamak için üye olmanız gerekmektedir
Kısa Mesajlar
Mesaj göndermeniz için üye olmanız gerekmektedir.

20/11/2008 11:33
selam arkadaşlar...

19/11/2008 22:54
merhaba gülyüz hosgeldinnn Grin

19/11/2008 22:45
herkese merhabalarrrrr

14/11/2008 00:54
mrb larrrrrrrrrr Smile Wink

11/11/2008 16:11
basak fm acık


Hekimhan Foto Albüm
Reklamlar
BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ. REKLAMLARINIZ İÇİN İLETİŞİM BÖLÜMÜNDEN BİZE ULAŞABİLİRSİNİZ..  ZURBAHAN.COM

Reklam İstatistikleri
Alevi Siteleri Listesi
 Devrimci Siteler i ziyaret et

Web Stats

Toplist

Dev List - Devrimci Sitelerin Listesi
Bölgeler ve Şehirler

Sayfa oluşturulma süresi: 0.22 saniye 994 Tekil Ziyaretçi